Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal, pireler berber iken bizim kel başı ışıl ışıl parlayan, zekâsı derya deniz olan Keloğlan, anacığıyla birlikte küçücük, kerpiçten yapılmış bir kulübede yaşarmış.
Bir gün Keloğlan, kasabanın en ücra köşesinde, tozlu raflarla dolu eski mi eski bir dükkana girmiş. Dükkanın sahibi ak sakallı bir ihtiyar, Keloğlan’a bakıp gülümsemiş ve köşede duran, kenarları sökülmüş, yamalı bir şapkayı işaret etmiş. Keloğlan, “Aman dede, bu eski şapka benim ne işime yarar?” diye sormuş ama içinden bir ses onu almasını söylemiş. Üç beş kuruş verip şapkayı başına takmış.
Keloğlan köyün yolunu tutmuş. Hava çok sıcak gelince şapkayı şöyle bir ters çevirmiş ki o da ne! Yanından geçen komşusu Hasan Amca, Keloğlan’ın tam önünden geçmiş ama onu görmemiş. Keloğlan şaşkınlıkla bir dere kenarına gitmiş, suya bakmış; suda ne başı var, ne gövdesi! Meğer bu şapka, ters takılınca sahibini görünmez yaparmış.
Keloğlan önce biraz korkmuş, sonra muzipçe gülümsemiş. “Keloğlan, keleş oğlan, dertlere derman oğlan! Bu güçle ne işler başarılır şimdi.” demiş. Ama Keloğlan bu ya, hileye hurdaya hiç sapmazmış. Bu gizemli gücü, köydeki haksızlıkları çözmek için kullanmaya karar vermiş.
Önce bakkalın terazisinde hile yapan kurnaz çırağın yanına gitmiş. Çırak, ağırlığı eksik tartarken Keloğlan görünmez elleriyle terazinin kefesini düzeltivermiş. Çırak şaşkınlıktan donup kalmış, “Bu terazi kendiliğinden mi düzeliyor?” diyerek tövbe etmiş. Sonra köyün en zengini olan ve kapısına gelen ihtiyaç sahiplerini çeviren ağanın bahçesine girmiş. Ağa sofrasında tek başına ziyafet çekerken Keloğlan görünmez hâliyle yemekleri tabağından alıp bahçedeki aç kedilerin önüne bırakmış. Ağa, yemeklerin havada uçtuğunu görünce, “Meğer malım mülküm benden kaçıyor!” diye korkmuş ve o günden sonra sofrasını herkese açmış.
Keloğlan, görünmezlik şapkasıyla köye neşe ve adalet getirmiş. Kimseye görünmeden, kimsenin kalbini kırmadan iyilik tohumları ekmiş. Akşam olunca şapkasını düz çevirip evine, anasının yanına dönmüş. Anası sormuş: “Oğul, bütün gün neredeydin?” Keloğlan sadece gülümsemiş ve “İyilik rüzgârı oldum, estim geldim ana.” demiş.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş; biri dürüstlerin başına, biri paylaşanların başına, biri de bu güzel masalı okuyanların başına…
Masal oku ve hayallerle buluş diyerek çıktığımız bu büyülü yolculuğun sonuna geldik ama macerayı diğer masallarla sürdürmek için web sitemizi keşfe çıkabilirsiniz.
📝 Ebeveyn Notu
| 🎯 Masalın Amacı | Dürüstlük, adalet ve paylaşma değerlerini öğretir. |
| 💬 Sohbet Soruları | “Keloğlan gücünü neden iyilik için kullandı?”, “Sen olsaydın görünmezlik şapkasını nasıl kullanırdın?” |
| 💡 Küçük Tavsiye | Günlük hayatta küçük iyilik örnekleri tartışın. |
| 🛡️ Hassas Nokta | Görünmezliğin şaka değil, sorumluluk için kullanıldığını vurgulayın. |


