Masal OkuAnadolu MasallarıPire Bey ile Bit Hanım

Pire Bey ile Bit Hanım

Dostluğun gücüyle engelleri aşan Bit Hanım ve Pire Bey’in macera dolu yolculuğu.

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken uzak diyarların birinde Bit Hanım ile Pire Bey adında iki sadık dost yaşarmış.

Bir gün bu iki dost, karşı kıyıda oturan tahtakurusuna misafirliğe gitmek üzere sözleşmişler. Bit Hanım ile Pire Bey, ırmağın bir yakasında; tahtakurusu da karşı kıyıda yaşarmış. Yola düşen Bit Hanım ve Pire Bey, ırmağın kenarına vardıklarında Pire Bey hiç düşünmeden bir sıçrayışta hop diye karşıya geçmiş. Bunu gören Bit Hanım da cesaretini toplamış, “Ben de atlarım!” deyip gerinerek sıçramış; ama sıçradığı gibi ırmağın coşkun suyuna kapılıvermiş. Çırpına çırpına haykırarak Pire Bey’den yardım istemiş.

Ne yapacağını şaşıran Pire Bey, etrafta çare ararken gözüne bir çalı ilişmiş. Hemen oraya koşup çalıdan bir dal koparıp Bit Hanım’a uzatmayı düşünmüş.

Çalıya seslenmiş:
“Ey çalı, çabuk bana bir çırpı ver. Bit Hanım suya düştü, acilen onu kurtarmam gerek!”

Çalı ise dertliymiş:
“Kara kargaya söyle de gelip üstüme tünemesin. Üzerime konup duruyor, rahatımı kaçırıyor. Eğer karga beni rahatsız etmeyeceğine söz verirse sana istediğin çırpıyı veririm.”

Bunun üzerine Pire Bey hemen kargayı bulmuş:
“Karga kardeş, karga kardeş! Ne olur çalının üzerine konma. Sen konmazsan çalı bana çırpı verecek, ben de o çırpıyla arkadaşımı sudan çıkaracağım.” demiş.

Karga gagasını şapırdatıp açmış ve Pire Bey’e şöyle demiş:
“Ambarla konuş, bana buğday versin. Buğdayımı alırsam çalıya konmam. Ben çalıya konmamış olursam o da sana çırpıyı verir; sen de arkadaşını kurtarırsın.”

Pire Bey yine hop hop sıçrayarak ambarın yolunu tutmuş. Ambara seslenmiş:
“Ambar, kargaya buğday ver ki çalıya konmasın. Çalı bana çırpı verecek, ben de bu sayede suya düşen arkadaşımı kurtaracağım.”

Ambarın o sırada keyfi yerinde değilmiş, fareye kızgınmış. Pire Bey’e dönmüş:
“Git o yaramaz fareye söyle, artık buraya gelmesin, yiyeceklerime dadanmasın. Fare beni rahat bırakırsa kargaya buğday veririm. Karga çalıya konmaz, çalı sana çırpıyı verir, sen de suya düşen arkadaşını kurtarırsın.”

Pire Bey, fareyi bulup yalvarmış:
“Fare dostum, bir daha ambarın civarında dolaşma ki ambar bana buğday versin. Ben de buğdayı götürüp kargayı doyurayım. Karga çalıya konmazsa çalı bana çırpı verecek; ben de arkadaşımı sudan çıkaracağım.”

Fare titrek bir sesle deliğinden kafasını uzatmış:
“O kötü kediye söyle beni kovalamaktan vazgeçsin. Kedi peşime düşüp beni korkutmazsa ambara gitmem. Ambar kargaya buğday verir, karga çalıya konmaz, çalı da sana çırpı verir. Sen de böylece arkadaşını sudan çıkarabilirsin.”

Pire Bey bu kez kedinin yanına gidip derdini anlatmış:
“Kedi kardeş, fareyi korkutma. Onu kovalamazsan o da ambara dadanmayacak. Böylelikle ambar bana buğday verecek, ben de o buğdayı kargaya götüreceğim. Karga çalıya tünemeyecek, çalı bana çırpı verecek ben de o çırpıyla arkadaşım Bit Hanım’ı sudan kurtaracağım.”

Kedi, Pire Bey’in hâline bakıp pek aldırmamış:
“Ben açım.” demiş. “Bana biraz peynir getirirsen karnım doyar. O zaman fareyle uğraşmam, senin işini kolaylaştırırım. Fare ambara gitmez, ambar kargaya buğday verir, karga çalıya konmaz, çalı sana çırpıyı verir ve sen de arkadaşın Bit Hanım’ı kurtarırsın.”

Bu söz üzerine Pire Bey soluğu bakkalda almış. Peynir istemiş. Bakkal:
“Benim sadık bir köpeğim var. Sen onu rahatsız etmez, kaşındırmazsan sana peyniri veririm.” demiş. Pire Bey sözünü tutacağına dair güvence verince bakkal gülümsemiş ve ona bir parça peynir vermiş.

Peynirle dönen Pire Bey, kedinin önüne peyniri koymuş. Kedi, peyniri afiyetle yedikten sonra artık fareyle uğraşmaktan vazgeçmiş. Fare de huzur bulunca ambara gitmemiş, böylece ambar da kargaya buğdayı vermiş. Karnı doyan karga bir daha çalının dalına konmamış. Rahatlayan çalı da söz verdiği gibi Pire Bey’e güzel bir çırpı vermiş.

Çırpıyı kapan Pire Bey hızla ırmağın kenarına koşmuş. Fakat bir de ne görsün? Irmağın suları yükselmiş, Bit Hanım iyice güçsüz düşmüş. Pire Bey hiç vakit kaybetmeden çırpıyı ona doğru uzatmış. Bit Hanım çırpıya tutunmak istemiş ama akıntı o kadar kuvvetliymiş ki dalgaların arasında kalmaktan korkmuş.

Pire Bey, son bir gayretle çırpıyı daha ileri uzatmış; Bit Hanım da tüm gücüyle zıplayıp çırpının üzerine çıkmayı başarmış. Böylece suyun azgın akıntısından kurtulmuş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Daha fazla Anadolu masalı okuyun: Anadolu Masalları

📝 Ebeveyn Notu:
Bu masal, çocuklara dostluğun, yardımlaşmanın ve sorunlara çözüm aramanın önemini anlatır. Pire Bey’in Bit Hanım’ı kurtarmak için pes etmeden farklı canlılarla iletişim kurması, çocuklara sabrı ve dayanışmayı öğretir. Masalı okuduktan sonra çocuğunuza şu soruları yöneltebilirsiniz: “Sen olsaydın Bit Hanım’a nasıl yardım ederdin?”, “Pire Bey’in en doğru yaptığı şey neydi?”, “Hangi karakteri kendine daha yakın buldun ve neden?” Bu sorular, çocuğun hem empati kurmasına hem de düşünme becerilerini geliştirmesine yardımcı olacaktır.

Masalcı Baba
Masalcı Babahttps://masalokurum.com/
(Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni & Çocuk Edebiyatı Araştırmacısı) Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki uzmanlığını özgün kalemine yansıtan Masalcı Baba, çocuklar için kaleme aldığı masallarla dilimizin zenginliğini ve pedagojik hassasiyeti buluşturuyor.
Diğer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Masallar

Öne Çıkan Yorumlar