Denizaltı Ejderhası

Arda, deniz ejderhasıyla gizemli bir hazine arıyor.

Kıyıya yakın küçük bir balıkçı köyünde Arda adında meraklı bir çocuk yaşardı. Arda her sabah erkenden kalkar, babasıyla birlikte denize açılırdı. En büyük hayali, denizin altında saklı gizemleri keşfetmekti. Köydeki yaşlı balıkçılar bazen denizin dibinde yaşayan büyük bir ejderhadan söz ederdi. Arda bu hikâyeleri duydukça heyecanlanır ve “Bir gün onu gerçekten göreceğim!” derdi.

Bir sabah deniz çok sakindi. Gökyüzü açık mavi renkteydi ve martılar sessizce uçuyordu. Arda ağları toplarken oltasına çok ağır bir şey takıldı. Büyük bir balık yakaladığını düşündü ama suyun içinden parlak mavi bir taş çıktı. Taş güneş ışığında parlıyor ve hafifçe titriyordu. Arda şaşkınlıkla “Bu çok garip bir taş.” dedi.

O gece Arda taşı yastığının altına koydu. Tam uykuya dalacakken taş yeniden parlamaya başladı. Odanın içi mavi ışıkla doldu ve taşın içinden ince bir ses geldi. Ses, “Beni denize geri götür.” dedi. Arda korksa da merakı daha büyüktü. Hemen sandalına atladı ve sessiz kıyıya doğru yürüdü.

Arda taşı denize bıraktığında su aniden hareketlendi. Büyük dalgaların arasından uzun, yeşil pullarla kaplı bir ejderha yükseldi. Ejderhanın gözleri deniz kadar maviydi ve yüzünde dostça bir ifade vardı. Arda geri çekildi ama ejderha sakin bir sesle, “Korkma küçük balıkçı. Ben kimseye zarar vermem.” dedi. Arda derin bir nefes aldı ve dikkatle ejderhaya baktı.

Ejderhanın adı Mira’ydı. Yıllardır denizin altında yaşadığını ve kayıp bir hazineyi aradığını anlattı. Bu hazineyi kötü kalpli korsanlardan korumak için sakladığını söyledi. Ancak sihirli mavi taşı kaybedince hazinenin yerini bulamaz olmuştu. Mira üzgün bir şekilde “Taşı bana sen getirdin. Bana yardım eder misin?” diye sordu. Arda hiç düşünmeden kabul etti.

Ertesi sabah Arda gizlice sandalına yiyecekler koydu. Mira onu sırtına aldı ve birlikte denizin derinliklerine doğru yüzmeye başladılar. Denizaltında rengârenk balıklar, ışıldayan mercanlar ve dev deniz kaplumbağaları vardı. Arda gördüklerine hayran kaldı. “Burası başka bir dünya gibi!” dedi. Mira gülümseyerek kuyruğunu salladı.

Bir süre sonra karanlık bir mağaraya ulaştılar. Mağaranın girişinde büyük yosunlar vardı ve içerden uğultulu sesler geliyordu. Mira yavaşça “Hazine burada olabilir ama dikkatli olmalıyız.” dedi. Arda cesur olmaya çalışsa da kalbi hızlı hızlı atıyordu. İkisi birlikte mağaranın içine girdi.

Mağaranın içinde eski korsan gemileri bulunuyordu. Kırık sandıklar ve paslanmış kılıçlar her yere dağılmıştı. Tam o sırada büyük bir ahtapot ortaya çıktı. Dev kollarını sallayarak “Buraya kim girmeye cesaret etti?” diye bağırdı. Arda korkuyla Mira’nın arkasına saklandı.

Mira sakin bir sesle “Biz sadece kayıp hazineyi arıyoruz.” dedi. Ahtapot dikkatlice onlara baktı. Sonra derin bir iç çekerek yıllardır hazineyi koruduğunu anlattı. Çünkü kötü korsanların geri dönmesinden korkuyordu. Arda nazikçe “Biz hazineyi kötülük için istemiyoruz.” dedi.

Ahtapot sonunda onlara inandı. Mağaranın en dibindeki büyük taş kapıyı gösterdi. Kapının üzerinde mavi taşın şekli vardı. Arda taşı dikkatlice yerine yerleştirdi. Bir anda mağara ışıklarla doldu ve kapı yavaşça açıldı.

Kapının arkasında altınlarla dolu büyük bir oda vardı. Ancak en değerli şey altınlar değildi. Odanın ortasında denizi koruyan sihirli bir inci bulunuyordu. Mira heyecanla “İşte gerçek hazine bu!” dedi. İnci sayesinde deniz temiz ve güvenli kalıyordu.

Tam o sırada mağaranın dışından korkunç sesler duyuldu. Bir grup korsan mağarayı bulmuştu. Korsanların lideri kılıcını kaldırıp “Hazine artık bizim!” diye bağırdı. Arda korkuyla etrafına baktı ama Mira geri çekilmedi. Ejderha güçlü kuyruğunu sallayarak korsanların önüne geçti.

Mira ağzından parlak mavi bir su ışığı çıkardı. Dalgalar yükseldi ve korsanların gemisini mağaranın dışına sürükledi. Korsanlar korkuyla kaçmaya başladı. Liderleri titreyerek “Bir daha asla buraya dönmeyeceğiz!” dedi. Arda sevinçle gülümsedi.

Tehlike geçince mağara yeniden sessizleşti. Mira sihirli inciyi yerine koydu ve denizin huzuru geri geldi. Ahtapot teşekkür ederek onlara deniz kabuklarından yapılmış küçük hediyeler verdi. Arda kendini gerçek bir kahraman gibi hissediyordu. Mira ise dostunu gururla izliyordu.

Güneş doğarken Mira, Arda’yı kıyıya geri bıraktı. Arda üzgün bir sesle “Seni tekrar görebilecek miyim?” diye sordu. Mira gülümseyip “Deniz dostlarını asla unutmaz.” dedi. Sonra mavi suların içinde kayboldu.

Çocuk ve deniz ejderhası gün batımında vedalaşıyor.
Arda ve Mira gün batımında vedalaşıyor.

O günden sonra Arda her sabah denize daha büyük bir sevgiyle baktı. Kimse ona inanmasa da denizin altında dost canlısı bir ejderhanın yaşadığını biliyordu. Bazen geceleri uzaktan mavi bir ışık görünürdü. Arda o zaman gülümser ve eski dostunun onu selamladığını anlardı.

Daha fazla 9-10 yaş masalı okumak ister misiniz? Hemen tıklayın: 9-10 Yaş Masalları

Masalcı Baba
Masalcı Babahttps://masalokurum.com/
(Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni & Çocuk Edebiyatı Araştırmacısı) Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki uzmanlığını özgün kalemine yansıtan Masalcı Baba, çocuklar için kaleme aldığı masallarla dilimizin zenginliğini ve pedagojik hassasiyeti buluşturuyor.
Diğer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz