Ay, gökyüzünde parlak bir gümüş tepsi gibi duruyor, ışıkları tarlaların, ağaçların ve eski ahşap tavuk kümesinin üzerine seriliyordu. Ortalık sessizdi, yalnızca cırcır böceklerinin sesi duyuluyordu. Bu sakinliğin içinde, kızıl kürkü ay ışığında hafifçe parlayan tilki, kümesin etrafında ağır adımlarla dolaşıyordu. Burnunu havaya kaldırıp kokluyor, kulaklarını dikip en ufak bir hareketi bile kaçırmamaya çalışıyordu. Karnı açtı ve bu gece mutlaka bir şeyler bulmak niyetindeydi.
Derken, yüksekçe bir çitin üzerinde duran, tüyleri kabarık, gözleri dikkatle etrafı süzen bir horoz gördü. Horoz öyle bir yerdeydi ki tilki zıplasa bile ona erişemezdi. Bu durum tilkiyi yıldırmadı; aksine, sinsi bir gülümseme yüzünde belirdi. “Demek ki pençeyle değil, dille yakalayacağım.” diye düşündü.
Neşeli ve coşkulu bir sesle bağırdı:
“Hey! Büyük, muhteşem haberlerim var! Öyle güzel ki duyanın içi ferahlayacak!”
Horoz başını yana eğerek aşağı baktı:
“Ne haberi bu? Böyle bağırmana değecek ne oldu?”
Tilki, sanki dünyadaki en masum yaratıkmış gibi konuşmaya başladı:
“Biliyor musun, Ormanlar Kralı Aslan tüm hayvanları ilgilendiren bir ferman yayımlamış. Artık yeryüzünde barış varmış. Kurtlar, tilkiler, köpekler, kediler… Hiçbiri kuşlara, tavuklara ya da horozlara zarar vermeyecekmiş. Hepimiz kardeş sayılacakmışız!”
Horoz bu sözleri duyunca içi rahatladı. Sevinçle:
“Bu gerçekten harika bir haber!” dedi. “Üstelik tam zamanında. Çünkü bak, şu an bu güzel haberi paylaşabileceğimiz biri geliyor.”
Tilki tedirgin bir şekilde etrafa baktı:
“Kimmiş o?”
Horoz sakin bir ifadeyle cevapladı:
“Kümesin bekçisi olan köpek. Her akşam buraya gelir, bizi korur.”
Bu sözler tilkinin yüreğine korku düşürdü. Çünkü köpek onun en büyük düşmanlarından biriydi. Barıştan söz edilse bile, köpekle karşı karşıya gelmek istemiyordu. Bir anda geri dönüp hızla uzaklaşmaya başladı.
Horoz arkasından seslendi:
“Neden kaçıyorsun tilki kardeş? Hani hepimiz artık dosttuk? Gel de köpeğe bu güzel barış fermanını birlikte müjdeleyelim!”
Tilki, koşarken arkasına dönüp seslendi:
“Ah, ne yazık ki buna vaktim yok! Ya köpek bu fermanı duymadıysa? O zaman beni yanlış anlayabilir. En iyisi ben uzak durayım!”
Ve böylece karanlıkta kaybolup gitti.
Bu masal bize şunu anlatır: Kurnazlık ve hile, ne kadar ustaca gizlenirse gizlensin, çoğu zaman kişinin kendi davranışlarıyla ortaya çıkar. Tilkinin sözleriyle niyeti bir olmadığı için korkusu onu ele vermiştir.


