Uzak bir ormanın ortasında, yüksek ağaçların gölgesinde yaşayan hayvanlar vardı. Bu hayvanlar arasında en bilge olanı yaşlı baykuştu. Baykuş, yıllar boyunca gördükleri ve öğrendikleri sayesinde herkesin saygısını kazanmıştı. Bir sorun çıktığında hayvanlar onun yanına gider, öğütlerini dinlerdi. Bir gün baykuş, ormandaki hayvanların hem düşünmesini hem de öğrenmesini sağlamak için bir bilgelik yarışması düzenlemeye karar verdi.
Ertesi sabah bütün hayvanlar büyük meşe ağacının altında toplandı. Tavşan, tilki, sincap, kaplumbağa, geyik ve daha birçok hayvan yarışmaya katılmıştı. Herkes ödülü merak ediyordu. Baykuş kanatlarını açarak kalabalığa baktı ve şöyle dedi: “Bu yarışmayı kazanmak için yalnızca doğru cevap vermek yeterli olmayacak. Asıl önemli olan doğru soruyu sorabilmektir.” Hayvanlar bu sözleri duyunca şaşırdı. Çünkü onlar şimdiye kadar hep cevapların önemli olduğunu düşünmüşlerdi.
Baykuş ilk sorusunu sordu: “Ormanda en değerli şey nedir?” Tavşan hemen öne atıldı ve, “Hızlı olmak en değerli şeydir.” dedi. Tilki, “Akıl en değerlidir.” dedi. Sincap ise, “Yiyecek bulmak en değerlidir.” diye cevap verdi. Baykuş bütün cevapları dinledi ama hiçbirine kazandığını söylemedi. Bunun üzerine hayvanlar birbirlerine bakmaya başladı.
Daha sonra baykuş ikinci sorusunu sordu: “Bir tehlike geldiğinde sizi en çok ne korur?” Geyik, “Güçlü bacaklarım.” dedi. Kirpi, “Dikenlerim.” dedi. Kaplumbağa ise, “Sert kabuğum.” diye cevap verdi. Baykuş yine sessizce başını salladı. Hayvanlar verdikleri cevapların neden yeterli olmadığını anlamıyordu.
Son olarak baykuş üçüncü sorusunu sordu: “Bir arkadaşınızı daha iyi tanımak için ne yaparsınız?” Bu kez hayvanlar biraz düşündü. Kimisi uzun uzun cevap verdi, kimisi kısa konuştu. Ancak baykuş yine kazananı açıklamadı. Yarışmacılar merak içinde beklemeye başladı.
O sırada sessizliğiyle tanınan küçük kaplumbağa ağır adımlarla öne çıktı. Bir süre düşündükten sonra baykuşa baktı ve, “Bilge baykuş, cevaplarımızı dinlediniz ama neden hiçbirini seçmediniz?” diye sordu. Baykuşun gözleri parladı. İlk kez gülümsedi.
Kaplumbağa sözlerine devam etti: “Asıl önemli olanın cevaplardan önce doğru soruları bulmak olduğunu mu anlatmak istiyorsunuz?” dedi. Ormandaki bütün hayvanlar dikkat kesilmişti. Baykuş memnuniyetle başını salladı ve, “Evet, işte doğru soru budur.” dedi.
Hayvanlar hâlâ tam olarak anlayamamıştı. Bunun üzerine baykuş açıklama yaptı. “Bir şeyi öğrenmek isteyen kişi önce neyi bilmediğini fark etmelidir. Doğru soruyu soran kişi, doğru cevaba giden yolu da bulur. Bazen insanlar cevapları ezberler ama soruların neden sorulduğunu düşünmez. Oysa bilgiye ulaşmanın ilk adımı meraktır.”
Bu sözler bütün hayvanları düşündürdü. Tavşan hızının her zaman yeterli olmadığını anladı. Tilki yalnızca kendi aklına güvenmenin doğru olmadığını fark etti. Sincap ise öğrenmenin yiyecek biriktirmek kadar önemli olduğunu gördü. Her biri farklı bir ders almıştı.
Baykuş sonunda yarışmanın sonucunu açıkladı. “Bu yarışmanın kazananı kaplumbağadır. Çünkü o yalnızca cevap vermeye çalışmadı. Konunun özünü anlamak için doğru soruyu sordu.” dedi. Hayvanlar kaplumbağayı alkışladı. Kaplumbağa ise mütevazı bir şekilde gülümsedi.
O günden sonra ormandaki hayvanlar bir sorunla karşılaştıklarında hemen cevap aramaya başlamadı. Önce doğru soruları sormayı öğrendiler. Böylece daha iyi düşünüyor, daha doğru kararlar veriyorlardı. Yaşlı baykuş da onların gelişimini gördükçe mutlu oluyordu.
Masal da burada sona erer. Çünkü bilgelik, her cevabı bilmekten değil, doğru soruyu sorabilmekten geçer.
Daha fazla hayvan masalı (fabl) okumak için tıklayın: Hayvan Masalları

