Uzak diyarların birinde, yeşil tepelerle çevrili, rengârenk çiçeklerin açtığı Işıklar Krallığı adında bir ülke varmış. Bu krallığın sarayı, altın kuleleri ve mavi çatısıyla güneş ışığında parıldar, geceleri ise yıldızlarla konuşurmuş. İşte bu sarayda, herkesin çok sevdiği bir prenses yaşarmış: Prenses Lalin.
Prenses Lalin diğer prenseslere pek benzemezmiş. O, en çok elbiseleri, mücevherleri ya da baloları değil; kitapları severmiş. Sarayın en yüksek kulesinde, pencereleri kocaman bir kütüphane varmış. Raflar tavanlara kadar uzanır, içinde masallar, bilim kitapları, hayvanlar hakkında yazılar, eski kralların günlükleri ve uzak ülkelerin hikâyeleri bulunurmuş. Lalin her sabah uyanır uyanmaz bu kütüphaneye çıkar, bir fincan ılık sütle kitabının başına geçermiş.
“Bir kitap,” dermiş Lalin, “bin öğretmene bedeldir.”
Kütüphanedeki Gizem
Bir gün krallıkta garip bir sorun ortaya çıkmış. Nehir, eskisi gibi akmıyormuş. Sular çekilmiş, balıklar saklanmış, tarlalar susuz kalmış. Halk endişeyle saraya gelmiş.
Kral ve Kraliçe, en iyi danışmanları çağırmış ama kimse sorunun nedenini anlayamamış. İşte o sırada Prenses Lalin, elinde kalın bir kitapla salona girmiş.
“Baba,” demiş sakin bir sesle, “ben nehirler hakkında okumuştum. İzin verirseniz bir bakmak istiyorum.”
Herkes şaşırmış ama kral kızına güvenirmiş. Lalin, kütüphaneden “Doğanın Dili” adlı eski bir kitabı almış. Kitapta, nehirlerin bazen yer altındaki taşlar yüzünden yön değiştirdiği yazıyormuş.
Prenses, muhafızlarla birlikte nehri takip etmiş. Gerçekten de büyük bir kaya yığını suyun yolunu tıkıyormuş. Halk birlikte çalışmış, kayaları kaldırmış ve nehir yeniden coşkuyla akmaya başlamış.
O günden sonra herkes prensesin bilgeliğini konuşur olmuş.
Kayıp Zaman Saati
Aradan aylar geçmiş. Bir sabah sarayın en değerli eşyası olan Zaman Saati kaybolmuş. Bu saat, krallığın düzenini simgelermiş. Saat durursa işler karışırmış.
Herkes telaş içindeyken Prenses Lalin yine kütüphaneye koşmuş. Bu kez eski bir dedektif masalı okumuş. Kitapta şöyle yazıyormuş:
“Bir şey kaybolduysa, en son görüldüğü yere değil,
neden kaybolduğuna bak.”
Lalin düşünmüş. Saat neden kaybolsun? Meğer sarayın küçük tamircisi, saati tamir etmek için almış ama korktuğu için kimseye söylememiş. Prenses onu bulmuş, sakin bir şekilde konuşmuş ve doğruları anlatmanın önemini öğretmiş.
Zaman Saati yerine konmuş, küçük tamirci ise cesaretli ve dürüst olmanın önemini kavramış.
Bilginin Paylaşılması
Prenses Lalin, bilgiyi sadece kendine saklamazmış. Haftada bir gün sarayın bahçesinde çocuklar için okuma günleri düzenlermiş. Çocuklar minderlerin üzerine oturur, Lalin onlara kitap okur, sonra birlikte sorular sorar, cevaplar bulurlarmış.
Bir çocuk sormuş:
“Prenses, neden bu kadar çok okuyorsun?”
Lalin gülümsemiş:
“Çünkü okumak, dünyayı anlamanın en güzel yoludur. Ne kadar çok bilirsek o kadar iyi kalpli oluruz.”
Masalın Sonu
Yıllar geçmiş. Prenses Lalin büyümüş, bilgeliğiyle kraliçe olmuş. Işıklar Krallığı’nda artık her evde küçük bir kitaplık varmış. İnsanlar sorunlarını kavga ederek değil, düşünerek ve öğrenerek çözermiş.
Ve hâlâ geceleri, sarayın en yüksek kulesinde bir ışık yanarmış. O ışık, kitap okuyan bilge bir prensesin -ya da artık bilge bir kraliçenin- ışığıymış.
Masal da burada mutlu, öğretici ve kitap kokulu bir şekilde bitmiş.


