Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken, ormanın derinliklerinde Hapur Hupur Ormanı adında çok neşeli bir yer varmış. Bu ormanın hayvanları diğerlerine hiç benzemezmiş. Neden mi? Çünkü bu ormanda herkesin garip bir huyu varmış.
Kahramanlarımızla Tanışalım
Bu masalın başrolünde üç kafadar varmış:
- Gözlüklü Zürafa Zübi: Boyu o kadar uzunmuş ki bulutlara çarpmasın diye kafasına kask takarmış. Ama asıl sorunu, kendi ayaklarını göremeyecek kadar uzağı görmesiymiş.
- Uykucu Tavşan Tonton: Diğer tavşanların aksine dünyanın en yavaş tavşanıymış. Hatta bir keresinde bir kaplumbağayla yarışmış ve kaplumbağa bitiş çizgisine vardığında Tonton hala başlangıç çizgisinde horul horul uyuyormuş.
- Hapşıran Fil Horti: Ne zaman heyecanlansa öyle bir hapşırırmış ki ormandaki bütün ağaçların yaprakları dökülür, kuşlar yanlışlıkla yan ormana uçarmış.
Büyük “Fıstık Ezmesi” Operasyonu
Bir gün, ormanın en yaşlısı Bilge Kaplumbağa Tıkırtık, bir ilan asmış:
“Duyduk duymadık demeyin! Ormanın en yüksek tepesindeki Dev Çınar’ın tepesinde, dünyanın en lezzetli, en ballı fıstık ezmesi kavanozu unutulmuştur. Kim gidip getirirse yarısı onun olacaktır!”
Bizim üç kafadarın karnı bir acıkmış, bir acıkmış… Hemen işe koyulmuşlar. Ama sorun büyük: Tepe çok dik, ağaç çok yüksek!
Zübi: “Benim boyum uzun, ben hallederim!” demiş ve kafasını yukarı uzatmış. Ama o da ne? Zübi’nin gözlüğü aşağı düşmüş! Gözlüğü olmayınca Zübi, ağacın dalını dev bir sosis sanıp ısırmaya çalışmış. “Ayy! Bu sosis çok sertmiş!” diye bağırmış Zübi. Arkadaşları gülmekten yerlere yatmış.
Tonton: “Sıra bende!” demiş. Bir zıplamış, iki zıplamış. Üçüncüde havada uykusu gelmiş! “Horrr… Pışşş…” diye horlayarak tam Zübi’nin kafasına iniş yapmış. Zübi, kafasındaki kask sayesinde kurtulmuş ama Tonton hala Zübi’nin kafasında uyuyormuş.
Sonunda sıra Horti’ye gelmiş. Horti tam fıstık ezmesini düşünürken burnuna bir polen kaçmış. “Gıdıklanıyor… Burnum gıdıklanıyor…” demiş Horti.
Zübi ve Tonton bağırmış: “Hayır Horti, sakın hapşırma! Her yer birbirine girecek!”
Ama artık çok geçmiş. Horti’nin gözleri kısılmış, kulakları dikilmiş ve… “Hİİİ-Pİİİİ-HAAAPŞUUUUUU!”
Öyle bir hapşırmış ki Tonton Zübi’nin kafasından fırlayıp ağacın en tepesine konmuş. Zübi rüzgârdan fırıldak gibi dönmeye başlamış. Ama en komiği, tepedeki fıstık ezmesi kavanozu havalanıp tam Horti’nin hortumunun ucuna “tak” diye oturmuş!
Mutlu Son (Ve Bolca Kahkaha)
Horti hortumunun ucundaki kavanozla şaşkın şaşkın bakarken Tonton, ağacın tepesinden aşağı bir yaprağa binip paraşüt gibi inmiş. Zübi ise hâlâ kendi etrafında dönüyormuş: “Dünya mı dönüyor yoksa fıstık ezmesi mi dans ediyor?” diye soruyormuş.
Üç arkadaş oturup fıstık ezmesini bir güzel yemişler. Tabii Tonton yerken yine uyuyakalmış, Zübi fıstık ezmesini burnuna sürmüş, Horti ise her lokmada küçük küçük hapşırıp arkadaşlarını serinletmiş.
O günden sonra onlara “Neşeli Üçlü” demişler. Ormanda ne zaman bir kahkaha sesi duyulsa bilin ki bizimkiler yine yeni bir maceranın peşindedir.
Gökten üç fıstık düşmüş: Biri bu masalı anlatana, biri dinleyene, biri de hapşırırken gözlerini kapatmayı unutan Horti’ye!


