Küçük bir köyde yaşayan Emir, yaz tatilini dedesinin eski evinde geçiriyordu. Dedesinin evi büyük bir bahçenin ortasındaydı ve her köşesinde rengârenk çiçekler vardı. Emir, en çok bahçenin arkasındaki küçük kulübeyi merak ediyordu. Dedesi bir gün ona, “O kulübede çok eski hatıralar saklıdır.” dedi ve gülümsedi.
Bir sabah Emir kulübeye gizlice girdi. Rafların üzerinde eski kitaplar, paslı kürekler ve küçük tahta kutular vardı. Tozlu bir çekmecenin içinde altın renkli üç tohum buldu. Tohumların yanında küçük bir not duruyordu. Notta, “Bu tohumlar yalnızca cesur ve iyi kalpli çocuklar için büyür.” yazıyordu.
Emir heyecanla bahçeye koştu. Küçük bir çukur açtı ve tohumları dikkatlice toprağa yerleştirdi. Ardından kovayla su taşıdı ve toprağı suladı. Kendi kendine, “Acaba gerçekten sihirli olabilirler mi?” diye fısıldadı.
O gece gökyüzünde kocaman bir dolunay vardı. Emir yatağında uyurken dışarıdan garip sesler geldiğini duydu. Pencereden baktığında bahçedeki toprağın ışıldadığını gördü. Bir anda dev yeşil sarmaşıklar hızla gökyüzüne doğru uzamaya başladı. Emir şaşkınlıkla, “Bu inanılmaz!” diye bağırdı.
Sabah olduğunda bahçe tamamen değişmişti. Dev yapraklar evin çatısına kadar yükselmişti ve kalın sarmaşıklar uzun köprüler gibi uzanıyordu. Emir korksa da merakı daha büyüktü. Küçük çantasını aldı ve bitkilerin arasına doğru yürüdü. Yaprakların altında gizli bir yol olduğunu fark etti.
Yolun sonunda kocaman bir kapı vardı. Kapının üzerinde parlak taşlarla yapılmış çiçek desenleri bulunuyordu. Emir kapıya dokununca ağır kapı yavaşça açıldı. İçeride rengârenk mantarların, ışıklı çiçeklerin ve uçan minik böceklerin olduğu gizli bir dünya vardı. Emir hayranlıkla, “Burası masal diyarı gibi.” dedi.
Bir süre sonra karşısına küçük bir yaratık çıktı. Yuvarlak kulakları ve yeşil saçları vardı. Yaratık gülümseyerek, “Hoş geldin Emir! Ben Pori.” dedi. Emir önce biraz korktu ama Pori’nin dost canlısı olduğunu anlayınca rahatladı.
Pori, Emir’i ormanın içindeki gizli köye götürdü. Köyde yaşayan minik insanlar dev meyveler topluyor ve nehir kenarında şarkılar söylüyordu. Herkes Emir’i görünce şaşırdı çünkü uzun zamandır hiçbir insan çocuk bu dünyaya gelmemişti. Yaşlı bir kadın, “Sihirli tohumları yalnızca özel biri büyütebilir.” dedi.
Emir gün boyunca köyü gezdi. Uçan kelebeklerle dolu bahçeleri gördü ve ışıklı meyvelerin tadına baktı. Ancak akşam olunca gökyüzü birden kararmaya başladı. Güçlü bir rüzgâr çıktı ve yerdeki bitkiler sallanmaya başladı. Pori korkuyla, “Kara Diken geri döndü!” diye bağırdı.
Kara Diken, bitkileri kurutan kötü bir yaratıktı. Uzun siyah dikenlerden oluşan gövdesi vardı ve geçtiği her yeri solduruyordu. Köy halkı korkuyla saklanırken Emir cesurca öne çıktı. “Bu dünyayı korumalıyız!” dedi. Pori de başını sallayarak Emir’in yanında durdu.
Yaşlı kadın Emir’e parlak bir yaprak verdi. “Bu yaprak sihirli ağacın gücünü taşır.” dedi. Emir yaprağı dikkatlice avucunda tuttu. Kara Diken köye yaklaşırken yer titremeye başladı. Emir derin bir nefes aldı ve yaprağı havaya kaldırdı.
Bir anda dev sarmaşıklar toprağın altından yükseldi. Sarmaşıklar Kara Diken’in etrafını sardı ve onun hareket etmesini engelledi. Kara Diken öfkeyle bağırdı ama bitkiler onu sıkıca tuttu. Sonunda kötü yaratık karanlık bir dumana dönüşüp kayboldu. Köy halkı sevinçle alkışlamaya başladı.
Pori mutlu bir şekilde Emir’e sarıldı. “Sen bizim kahramanımız oldun!” dedi. Yaşlı kadın ise Emir’e küçük bir kese verdi. Kesenin içinde birkaç sihirli tohum daha vardı. “Bunları dikkatli kullan.” dedi.
Emir eve dönmek için kapıya doğru yürüdü. Arkasına baktığında herkes ona el sallıyordu. Kapıdan geçtiği anda kendini yeniden dedesinin bahçesinde buldu. Sabah güneşi yaprakların üzerine vuruyordu ve her şey sessiz görünüyordu.
Dedesi verandada oturmuş çay içiyordu. Emir heyecanla yaşadıklarını anlattı. Dedesi gülümseyerek, “Ben de gençken o dünyayı görmüştüm.” dedi. Emir şaşkınlıkla dedesine baktı ve ikisi birlikte kahkaha attı.
O günden sonra Emir bahçeye her gün özenle baktı. Çünkü artık bitkilerin sadece çiçek değil, gizli dünyalara açılan kapılar olduğunu biliyordu. Bazen geceleri penceresinden bahçeye bakıyor ve dev yaprakların hafifçe kıpırdadığını görüyordu. O zaman gülümseyip, “Bir gün yine geleceğim.” diyordu.
Daha fazla uzun masal okumak isterseniz hemen tıklayın: Uzun Masallar


