Masal OkuUyku MasallarıBaykuşun Gece Okulu

Baykuşun Gece Okulu

Baykuş, dostlarına doğanın en değerli derslerini öğretiyor.

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak dağların eteklerinde, yemyeşil ağaçlarla çevrili büyük bir orman varmış. Bu ormanda tavşanlar, sincaplar, kirpiler, geyikler, tilkiler, kuşlar ve daha nice hayvan huzur içinde yaşarmış. Gündüzleri herkes kendi işiyle meşgul olur, akşam olunca yuvalarına çekilirmiş. Fakat geceleri ormanın en yaşlı ve en bilge canlısı olan Baykuş Bilge gözlerini açar, sessizce dalların arasında dolaşırmış. O, gecenin karanlığından korkmaz, aksine yıldızların altında öğrenmenin en güzel şey olduğuna inanırmış.

Bir akşam Baykuş Bilge, büyük meşe ağacının en kalın dalına konmuş ve yüksek sesiyle, “Bu geceden başlayarak isteyen herkes Gece Okulu’na gelebilir. Burada kitap olmayacak ama doğanın anlattığı dersleri birlikte öğreneceğiz.” demiş. Bu haberi duyan hayvanlar çok şaşırmış. Tavşan, “Gece mi okul olur?” diye sormuş. Sincap ise, “Ben gündüz öğrenmeye alışığım.” demiş. Minik kirpi ise merakla, “Acaba bize neler öğretecek?” diye düşünmüş.

İlk gece yalnızca birkaç cesur hayvan gelmiş. Baykuş Bilge onları gülümseyerek karşılamış. Önce gökyüzünü göstermiş. “Şu yıldızlara dikkatle bakın. Onlar bize sabretmeyi öğretir. Her gece aynı düzenle parlarlar.” demiş. Daha sonra hafifçe esen rüzgârı dinletmiş. “Rüzgâr bazen güçlü, bazen yumuşaktır. Ama her zaman yoluna devam eder. Siz de zorluklar karşısında yılmayın.” diye eklemiş. Minik tavşan hayranlıkla gökyüzüne bakmış. “Ben yıldızların bu kadar güzel olduğunu hiç fark etmemiştim.” demiş.

Ertesi gece okula daha fazla öğrenci gelmiş. Baykuş Bilge bu kez sessiz olmanın önemini anlatmış. Hayvanlardan birkaç dakika boyunca hiç konuşmadan ormanı dinlemelerini istemiş. Önce herkes zorlanmış. Sonra cırcır böceklerinin ezgisi, yaprakların hışırtısı ve uzaktan akan derenin sesi duyulmaya başlamış. Baykuş Bilge, “Konuşmak kadar dinlemek de büyük bir beceridir.” demiş. O günden sonra hayvanlar birbirlerini daha dikkatli dinlemeye başlamış.

Bir başka gece okulun konusu yardımlaşma olmuş. Baykuş Bilge, dallardan düşen palamutları tek başına toplamaya çalışan sincabı göstermiş. Ardından diğer hayvanlara dönerek, “Şimdi hep birlikte ona yardım edin.” demiş. Tavşan palamutları yuvarlamış, kirpi dikenlerinin arasına birkaçını almış, geyik ise ağır dalları kenara çekmiş. Kısa sürede bütün palamutlar toplanmış. Sincap sevinçle, “Tek başıma saatlerce uğraşacaktım. Birlikte çalışınca her şey ne kadar kolay oldu.” demiş. O gece herkes yardımlaşmanın gücünü yaşayarak öğrenmiş.

Günler geçtikçe Gece Okulu ormanın en sevilen yeri hâline gelmiş. Her derste yeni bir bilgi öğreniliyor, her bilgi bir davranışla pekiştiriliyormuş. Bir gece dürüstlük konuşulmuş, başka bir gece sabır, sonra cesaret ve paylaşmanın değeri anlatılmış. Baykuş Bilge hiçbir zaman uzun uzun öğüt vermezmiş. Bunun yerine hayvanların kendi gözleriyle görmelerini, kendi kalpleriyle hissetmelerini sağlarmış. Bu yüzden verilen dersler hiç unutulmazmış.

Bir akşam aniden şiddetli bir fırtına çıkmış. Rüzgâr dalları sallamış, yağmur hızla yağmaya başlamış. Küçük kuşlardan biri yuvasından düşmüş. Bunu gören Gece Okulu öğrencileri hiç beklemeden harekete geçmiş. Geyik güvenli bir yol açmış, kirpi yavru kuşu dikkatle taşımış, sincap sağlam dallar bulmuş, tavşan ise yuvanın altını yumuşak otlarla doldurmuş. Baykuş Bilge onları sessizce izlemiş. İşleri bitince gülümseyerek, “Ben size bugün ne yapmanız gerektiğini söylemedim. Siz doğru olanı öğrendiğiniz için bunu kendiniz yaptınız.” demiş.

Yavru kuş yeniden yuvasına kavuşunca bütün hayvanlar büyük bir sevinç yaşamış. O anda herkes Gece Okulu’nun en önemli dersini anlamış. Gerçek bilgi yalnızca öğrenmek değil, öğrenileni doğru zamanda uygulayabilmekmiş. Hayvanlar artık daha sabırlı, daha anlayışlı ve daha yardımsever olmuş. Ormanda eskisinden çok daha güçlü bir dostluk kurulmuş.

Aradan uzun zaman geçmiş. Yeni doğan yavru hayvanlar büyümeye başladıkça büyükleri onları da Gece Okulu’na götürmüş. Baykuş Bilge yaşlansa da bilgeliğini hiç kaybetmemiş. Her gece aynı meşe ağacının dalına konuyor, yıldızların altında yeni öğrencilere doğanın sessiz ama değerli derslerini anlatıyormuş. Böylece ormanda öğrenmenin yaşı olmadığı, bilgi paylaşıldıkça çoğaldığı nesilden nesile aktarılmış.

O günden sonra ormanda yaşayan herkes şunu çok iyi biliyormuş: Gerçek okul yalnızca duvarların arasında olmaz. Dikkatle bakan gözler, dinleyen kulaklar ve iyilikle dolu bir kalp olduğu sürece doğanın her köşesi insanı ve hayvanı eğiten kocaman bir sınıfa dönüşebilirmiş.

Masalcı Baba
Masalcı Babahttps://masalokurum.com/
(Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni & Çocuk Edebiyatı Araştırmacısı) Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki uzmanlığını özgün kalemine yansıtan Masalcı Baba, çocuklar için kaleme aldığı masallarla dilimizin zenginliğini ve pedagojik hassasiyeti buluşturuyor.
Diğer Masallar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz