Bir zamanlar, yemyeşil ağaçlarla çevrili neşeli bir ormanda Kıvırcık adında genç bir eşek yaşarmış. Kıvırcık’ın en büyük hayali ünlü bir şarkıcı olmakmış. Sabah güneş doğarken, öğle vakti dere kenarında, akşam ise yıldızların altında yüksek sesle şarkılar söylermiş. Ona göre sesi baldan tatlı, bülbülden güzelmiş. Fakat işin ilginç yanı, ormandaki diğer hayvanlar onun şarkı söylediğini duyar duymaz kulaklarını kapatacak yer ararmış.
Bir sabah Kıvırcık, gökyüzüne bakıp derin bir nefes almış. “Artık bu yeteneğimi bütün orman öğrenmeli!” diye bağırmış. O sırada dalların arasında zıplayan sincap şaşkınlıkla yere düşmüş. Tavşan korkudan elindeki havucu ters tutmuş. Gölette yüzen ördek ise sesin yankısıyla suya takla atmış. Kıvırcık bunların hepsini alkış sanmış. “Demek ki çok etkilendiler!” diyerek gururla yürümeye devam etmiş.
Ertesi gün eline büyük bir tahta parçası almış ve üzerine kocaman harflerle “Muhteşem Orman Konseri! Dünyanın En Güzel Sesi Kıvırcık’tan!” yazmış. Bu tabelayı ağaca asınca bütün hayvanlar merak içinde birbirine bakmış. Tilki gülümseyerek, “Acaba gerçekten güzel mi söylüyor?” demiş. Kaplumbağa yavaşça başını sallamış. “Bunu öğrenmenin tek yolu konsere gitmek.”
Konser günü gelince ormanın en büyük açıklığında rengârenk çiçeklerden bir sahne hazırlanmış. Meraklı kirpiler ön sıraya oturmuş. Maymunlar dallara dizilmiş. Geyikler çimenlerin üzerine uzanmış. Baykuş bile gündüz uykusundan fedakârlık edip gelmiş. Herkes büyük bir heyecan içindeymiş.
Kıvırcık sahneye çıkınca önce derin bir reverans yapmış. Sonra boğazını temizlemiş. “Hazır mısınız?” diye sormuş. Kimse cevap vermeye fırsat bulamadan bütün gücüyle şarkı söylemeye başlamış.
“Aaaa! İiiii! Aaaaoooo!”
Bir anda ortalık birbirine karışmış. Ağaçtaki elmalar patır patır yere düşmüş. Yakındaki kurbağalar korkudan aynı anda suya atlamış. Sincabın topladığı cevizler yuvarlanıp her yana saçılmış. Dallarda uyuyan iki serçe şaşkınlıkla ters dönmüş. Hatta göletteki balıklar suyun altına saklanırken köpüklerden minicik dağlar oluşmuş.
Tam o sırada beklenmedik bir şey olmuş. Ağacın en tepesindeki muz kabuğunu kemiren yaramaz maymun kahkahaya boğulmuş. Ardından tavşan gülmeye başlamış. Sonra tilki, kirpi, geyik, ördek, kaplumbağa… Derken bütün orman kahkahalarla çınlamış. Kıvırcık bu gülüşleri yine alkış zannetmiş. “Demek ki şarkım herkesi çok mutlu etti!” diyerek daha da yüksek sesle söylemeye başlamış.
Fakat bu kez sesi öyle yükselmiş ki uzaktaki arı kovanından çıkan arılar şaşkınlıkla ters yöne uçmuş. Rüzgârın önüne kapılan şapkası havalanıp baykuşun başına konmuş. Baykuş şaşkınlıkla, “Bu konser değil, tam bir kasırga!” deyince herkes yeniden kahkahaya boğulmuş.
Şarkı sonunda Kıvırcık nefes nefese kalmış. Alkış bekleyerek gururla eğilmiş. Ortalık ise sessizleşmiş. O sırada yaşlı kaplumbağa ağır adımlarla sahneye çıkmış. Gülümseyerek, “Kıvırcık, senin sesin belki bülbül gibi değil ama bizi uzun zamandır bu kadar güldüren hiç kimse olmadı.” demiş.
Kıvırcık şaşkınlıkla kulaklarını dikmiş. “Yani… Güzel şarkı söylemiyor muyum?” diye sormuş.
Tilki kibarca gülümsemiş. “Doğrusu biraz yüksek söylüyorsun.” demiş.
Sincap da gülerek, “Biraz mı?” diye eklemiş.
Bunun üzerine bütün hayvanlar yeniden kahkahalara boğulmuş. Kıvırcık önce biraz utanmış. Sonra o da arkadaşlarının kahkahasına katılmış. O an ilk kez kendi sesini dışarıdan dinliyormuş gibi düşünmüş. Gerçekten de sesi oldukça komikmiş.
Aradan birkaç gün geçince Kıvırcık yeni bir fikir bulmuş. “Madem şarkılarımla herkesi güldürüyorum, neden komedi gösterisi yapmayayım?” demiş. Artık haftada bir gün ormanın ortasında küçük bir sahne kuruyor, komik şarkılar söylüyor, eğlenceli taklitler yapıyor ve arkadaşlarını kahkahaya boğuyormuş. Hatta maymunla birlikte dans ediyor, ördekle düet yapıyor, kurbağaların seslerini taklit ediyormuş. Her gösterinin sonunda bütün orman alkışlarla çınlıyormuş.
Bir gün genç bir bülbül yanına gelip, “Ben senin gibi şarkı söyleyemem.” deyince Kıvırcık gülümseyerek, “Ben de senin gibi söyleyemem. Ama önemli olan herkesi mutlu edebilmek.” demiş.
O günden sonra ormanda kimse Kıvırcık’ın sesine gülmüyor, onun neşesine gülümsüyormuş. Çünkü herkes anlamış ki insanın ya da hayvanın en büyük yeteneği, başkalarına mutluluk verebilmektir. Kıvırcık ise her gösteriden sonra kuyruğunu sallayıp seyircilerini selamlıyor, kahkahalar arasında evine dönerken içinden hep aynı cümleyi geçiriyormuş: “Demek ki bazen en güzel şarkı, insanları güldüren şarkıdır.”
Daha fazla eğitici komik masal okumak ister misiniz? Hemen tıklayın: Komik Masallar


