Bir varmış, bir yokmuş. Fıstık Ormanı’nın tam ortasında, Gümbürdek adında kocaman, gri ve çok ama çok gürültülü bir fil yaşarmış. Gümbürdek’in kulakları bayrak gibi sallanır, adımlarıyla yer hafifçe “gıdı gıdı” titrermiş. Ama onu gerçekten ünlü yapan şey bu değilmiş.
Gümbürdek’in acayip bir hapşırığı varmış.
Ne zaman burnu gıdıklansa önce şöyle bir nefes alırmış:
“Hıııııııırrp…”
Sonra orman sarsılır, kuşlar havalanır, karıncalar kask takar ve…
“HAPŞUUUU-PUF!”
Gümbürdek kaybolurmuş.
Ama bakın, sessiz sedasız değil ha! Görünmez olurmuş ama sesi hâlâ oradaymış:
“Pat pat pat…” (Bu onun yürüyüşüymüş.)
“Şlap!” (Bu da su içişiymiş.)
“Höööp!” (Bu da… Geğirmesiymiş. Ayıp ama gerçek.)
Bir gün Gümbürdek, sincap Civcivert, kaplumbağa Tıngır ve maymun Zıpzıp ile piknik yapıyormuş. Muzlar, meşe palamutları, hatta bir tane de dev karpuz varmış.
Tam karpuzu kesecekken Gümbürdek’in burnu kıpırdamaya başlamış.
“Hayır… Hayır… HAYIR!” demiş Gümbürdek.
Ama artık çok geç kalınmış.
“HAPŞUUUU-PUF!”
Fil gitmiş.
Karpuz havada asılı kalmış.
Bıçak kendi kendine kesmeye devam etmiş.
Zıpzıp korkuyla bağırmış:
“Görünmez fil var! Görünmez fil var ama sesi ÇOOOK var!”
Bir anda karpuz şlap diye ikiye ayrılmış. Sonra görünmez bir hortum karpuzun yarısını kapmış.
“Nom nom nom.” diye bir ses gelmiş.
Civcivert kaşlarını çatmış:
“Gümbürdek, görünmez olabilirsin ama paylaşmayı unutmadın umarım?”
“Unutur muyum hiç?” demiş görünmez bir ses.
Ve şlap… Karpuzun diğer yarısı da arkadaşlarının önüne bırakılmış.
Ama görünmezlik her zaman eğlenceli değilmiş.
Bir gün Gümbürdek hapşırmış ve tam çamur banyosundayken görünmez olmuş. Herkes çamurun kendi kendine sıçradığını sanmış.
Bir başka gün, uyurken hapşırmış. Kimse onu bulamamış ama:
“Hrrrrr pırrr hrrrr”
diye bir horlama sesi ormanı inletmiş.
En kötüsü ise saklambaç günüymüş.
“Bu hile!” diye bağırmış Zıpzıp.
“Görünmez olmak sayılmaz!”
Gümbürdek üzülmüş.
“Ben sadece hapşırıyorum.” demiş. “Keşke kontrol edebilsem.”
Bunun üzerine Tıngır yavaşça konuşmuş:
“Belki de hapşırmadan önce burnunu tutmalısın.”
Gümbürdek denemiş.
“Hııııırrp”
Burnunu tutmuş.
“HAP-PIT”
Sonuç: Görünmez olmamış ama burnundan sabun köpüğü çıkmış. Kimse nedenini bilmiyormuş.
Bir gün ormana bir çocuk gelmiş. Adı Ela’ymış. Gümbürdek hapşırmış, puf diye kaybolmuş.
Ela korkmamış.
“Merhaba görünmez fil.” demiş.
“Sesin çok komik.”
Gümbürdek şaşırmış:
“Benden korkmuyor musun?”
“Hayır,” demiş Ela. “Herkes görünmez olabilir. Önemli olan sesinle bile iyi kalpli olabilmek.”
O günden sonra Gümbürdek görünmez olduğunda saklanmamış. Aksine:
- Görünmezken şakalar yapmış,
- Sesli fıkralar anlatmış,
- Hatta görünmezken davul çalmayı öğrenmiş (kimse davulu görmemiş ama kulaklar çınlamış).
Ve ne zaman hapşırsa Fıstık Ormanı’nda hâlâ şu ses duyulurmuş:
“HAPŞU-PUF!”
Ardından bir kahkaha:
“Merak etmeyin, buradayım… Sadece görünmüyorum!”
Ve herkes gülmekten yerlere yatarmış. 😄
Bu masalı da okuyun: Mırmır Uçan Balığın Peşinde
Ebeveyn Notu:
Masalı okuduktan sonra çocuğunuza “Gümbürdek görünmez olunca neler yaşadı?”, “Sence arkadaşları ona nasıl hissettirdi?”, “Sen farklı bir özelliğin olsaydı ne isterdin?” gibi sorular sorarak empati, farklılıklar ve duygular üzerine konuşabilirsiniz.

